Teknoloji / Bilim

Hayvanlardan yapılacak bir organ nakli hayatınızı kurtarabilir mi?

kalp nakli

Binlerce insan organ nakli için bekliyor. Ancak maalesef yeterli sayıda organ bulunmuyor. Aradaki boşluğu hayvan organları ile kapatmak mümkün mü?

Her yıl, dünya çapında birkaç milyon insan organ ve kalp nakli yapılamadığı için hayatlarını kaybediyor. Bunun için bazı bilim insanları radikal bir çözüm için uğraşıyor. Çözüm nedir derseniz, “hayvanlardan alınan organları kullanmak.”

2016 senesinde ABD’deki Ulusal Sağlık Enstitüleri’ndeki (NIH) araştırmacıların, genetiği değiştirilmiş bir domuzun kalbini üç yıl boyunca bir babunun içinde yaşattıklarını açıkladı.

Şüphesiz manşetlere giren bir hikâyeydi. Bunun yanı sıra da yeni araştırmalar için ciddi çıkarımlar içeriyordu.

Her yıl, dünya çapında birkaç milyon insan organ nakli yapılamadığı için hayatlarını kaybediyor. Bunun için bazı bilim insanları radikal bir çözüm için uğraşıyor. Çözüm nedir derseniz, “hayvanlardan alınan organları kullanmak.”

Bu işlem tıp dünyasında zenotransplantasyon adıyla biliniyor. Adını telafuz ederken biraz zorlansak da bir grup bilim insanı bu sürece on yıllar boyunca emek verdi.

1984 senesinde, “Bebek Fae” olarak bilinen Stephanie Fae Beauclair, onu bir hafta içinde öldürecek bir kalp kusuruyla doğdu.

O zamanlarda, bebek insan kalbini kullanan nakiller neredeyse her zaman başarısız oluyordu.

Ancak cerrah Leonar Lee Bailey, hayvandan hayvana organ naklinde uzmandı. Bu nedenle bir bebeğe maymun kalbi nakletmeye karar verdi. Amaç bebeği babun kalbi ile hayatta tutmaktı. Bu sırada kendisine uygun insan kalbi aranacak. Bulunduğu zamanda bebeğe insan kalbi takılacaktı.

Diğer bir deyişle babun kalbi geçici olarak Fae adındaki bir bebeğe takılmıştı.

Ameliyat başlangıçta başarılıydı. Fakat Bebek Fae’nin kalbi 21 gün sonra vücudu tarafından reddedildi. Bu nedenle Bebek Fae hayata daha fazla tutunamadı.

Yine de, onun bu hüzünlü hikayesi, zenotransplantasyon alanındaki ilk ciddi girişimlerden biriydi.

Organ nakli etik mi?

Ancak o zamandan bu zamana 36 yıl geçti. Ancak hala yanıtlanması gereken sorular var. Zenotransplantasyon işe yarıyor mu, ayrıca etik mi? Bu sorunun cevabını yazımızın devamında daha net yanıtlamaya çalışacağız.

Akıllı bağışıklık

Bağışıklık sistemimiz, bizi istila eden ve hastalığa neden olan yabancılara karşı korumaya çalışır. Bağışıklık sistemi virüsler veya zararlı bakteriler gibi davetsiz misafirlere çok özellestirilmiş hücreler ile saldırır.

Biz insanlar, vücudumuzun ve organlarımızın “bizim” olduğunu ve hangi nesnelerin istilacı olduğuna karar verecek yeteneğe sahibiz. Yani akyuvarlar ve bağışıklık sistemimizin diğer 5 bileşeni , içimizdeki yabancı biyolojik nesnelere saldırırken, bize saldırmazlar.

Bunun oldukça açık bir avantajı var. Hastalık yapan organizmalar, vücut kendi kendine dönmeden saldırıya uğrayabilir. Ancak söz konusu organ nakli olduğunda, ciddi sorun var.

Nakil sırasında bağışıklık sistemi ilaçlarla baskılanıyor. Ancak bu durum mikropların da işine yarıyor

Organ naklinin ardından bağışıklık sistemi dışarıdan gelen organı yabancı olarak kabul edebiliyor. Hatta ona saldırabiliyor. Bunu engellemek için, insanlardan alınan organlar nakledildiğinde vücudun onlara saldırmaması için bedene yüksek dozda bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar veriliyor. Ancak bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar, mikroplarla iyi savaşamıyor. Bu yüzden bu durumda olan insanların enfeksiyon kapma riskleri oldukça yüksek.

Zayıflamış bir bağışıklık sistemi söz konusu olduğunda, en sıradan hastalıklar bile ciddi komplikasyonlara neden olabiliyor. Neyse ki günümüzde üretilen baskılayıcı ilaçlarda organ nakli esnasında oluşan bu problem mümkün olabileceği kadar en aza indirilmiş durumda.

Organ nakli esnasında en önemli problem hayvandan insana nakil yapılmasında çıkıyor

organ nakli

Domuz kalpleri gibi insan dışı organların insanlara nakledilmesi söz konusu olduğunda, ekstra bir zorluk söz konusu oluyor. Organ nakli işleminden birkaç saat sonra, baskılayıcı ilaçlar kullanılmış olsa da, nakil işlemi başarısız olabiliyor.

Araştırmacılar bu reaksiyonun olmaması için domuzların genetiğini değiştirerek insan geni ekliyor. Bu da iç organlarının çevresinde insanlara özgü bir proteinin oluşmasını sağlıyor.

Hayvandan insana yapılan organ nakli işleminin sonunda, bağışıklık sitemimizin hayvandan gelen yeni organı bir insan organı olarak görmeye başlıyor.

Kaynak: Popular Science

İnternet Halleri ailesi olarak bu haberlerin de ilginizi çekeceğini düşündük

Etiketler

Yazar hakkında

Onur Tutuş

Merhaba, ben gazetecilik bölümü okuyan bir üniversite öğrenicisiyim. Yazmayı, okumayı, araştırmayı çok seviyorum. ''En yüce bilgi, başkalarıyla paylaşılan bilgidir.'' anlayışıyla öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bir yorum yaz

Ben de yorum yapmak istiyorum!